Para Politikası Kurulu'ndan Beklenen Adım: 100 Baz Puanlık İndirim
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu, ekim ayı olağan toplantısını tamamlayarak bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını (politika faizi) 100 baz puan indirerek yüzde 37'den yüzde 36'ya çekti. Kurul ayrıca gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 40'tan yüzde 39'a, borçlanma faiz oranını ise yüzde 35,5'ten yüzde 34,5 seviyesine indirdi. Karar metninde aylık enflasyon verilerindeki dalgalanmalara karşın çekirdek enflasyonun ana eğiliminde gözlenen iyileşmenin sürdüğü ve iç talepteki dengelenmenin para politikasının gecikmeli etkileriyle desteklendiği ifade edildi.
Piyasalarda İlk Tepkiler ve BIST 100 Hareketi
Merkez Bankası'nın ölçülü faiz indirimi sonrasında Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi alıcılı bir seyir izleyerek 11 bin 120 puan düzeyinde tutundu. Bankacılık ve holding hisselerine gelen kurumsal alımların hacmi artırdığı seans genelinde serbest piyasada dolar/TL 49,60 seviyelerinde dengelenirken euro/TL kuru 55,70 bandında işlem gördü. Yurt içi tahvil piyasasında 2 yıllık gösterge tahvil faizi 45 baz puan gerileyerek yüzde 38,20 seviyesine indi. Karar, finansal piyasalar tarafından dezenflasyon programının kontrollü seyrine uygun bir adım olarak değerlendirildi.
Sıkı Duruşun Korunması ve Toplantı Bazlı Yaklaşım
TCMB metninde faiz indirimlerine karşın sıkı para politikası duruşunun kararlılıkla sürdürüleceği vurgulandı. Enflasyon beklentileri, fiyatlama davranışları ve küresel enerji fiyatlarındaki oynaklıkların yakından takip edildiğini bildiren Merkez Bankası yönetimi, bir sonraki faiz adımlarının toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla şekillendirileceğini bildirdi. Kurul, likidite fazlasının sterilizasyonuna yönelik depo alım ihaleleri ve zorunlu karşılık araçlarının etkin biçimde kullanılmaya devam edileceğini duyurdu.
Reel Sektör Finansmanı ve Makroekonomik Dengeler
Ekonomistler, 100 baz puanlık indirimin reel sektörün finansman maliyetleri üzerinde rahatlatıcı bir psikolojik etki yaratacağını ifade ediyor. Sanayi şirketlerinin orta vadeli yatırım kararlarını destekleyen bu esneme, kredi piyasalarındaki makro ihtiyati çerçeveyle dengeleniyor. Merkez Bankası'nın rezerv pozisyonundaki istikrar ve yabancı portföy girişleri, para politikasının öngörülebilirliğini güçlendiren temel unsurlar olarak öne çıkıyor.
